Dar gelir ya dünya bazen. Maddeden manaya geçiş özlenir. Sanılır ki dışlar iki alem birbirini. İç içe geçmişliği sıraya sokmak ister akıl. Şarkıda duyuveririz bazen bir çığlık. Leyladan geçme faslındayızdır. İşte tam bu anda, bir özge candır insan şeklinde tezahür eden mesaj. Beden eskise de mana yepyeni yerindedir: Güzellikleri Kabul Et!

Dışlama nereden başlar merak ederiz. Gözümüz gibi sevdiğimiz genç birisine ilişir gözümüz. Ortak ürünüyüz ya manaların sezebildiğimiz zirvesi aşkın. Aynı gençliğe bakınca dışarıdan, geçmişimizden izler yakalar bizi. Maddi dünya geçilene kadar aşk düşülmeyesi bir oyundur. Düşülen bir şeyde nasıl olur da yükselmişizdir şaşarız. Birbirine giren anlarda yakalamaz mıyız her şeyi? Ruh aşktan bitmiş olsa da zihin aldatmıştır kendini. Gönül ilk yardım çığlığı gibi gelecek gerçek manayı bekleyecektir: Aşk İle Yüksel!

Mana gördüğümüz oranda sızar hayatımıza. Vakit barışma vaktiyse, neşe ete kemiğe bürünür yağar dört bir yandan. Bazen nasıl da sever insan her bir nefesi. Bir bakışta sonsuz sevgiyi nasıl algılar. Hayatın şevkini aşamalar uydurmadan da yaşayabilir. Hayat kayda küreğe sıraya hizaya gelmez. Hap gibi yutamayız ya neşeyi, illa ki madden ifade edilir ve der ki: Güzel Bir Sofra Gibi Hem Bak Hayata Hem De Yaşa!