İş hayatında bireyin içsel yolculuğu hakkında ya bir şey göremeyiz ya da görsek bile bunlar Batı ‘nın kabul ettiği biçimlerde olur ve şirketin hedefleri arasında kaybolur sanıyordum. Ne güzel ki yanıldım 🙂 Şirketin hedefleri ile bireysel tatmini harmanlamak üzerine danışmanlık yaptığım bir firmanın ortaklarından olan bir arkadaşımın, o firmadaki faaliyetlerimizle benzerlikler gösteren bir kitabı getirmesi bu konudaki fikrimi değiştirdi. Kendini İçinde Ara adında Google tarafından yayınlanmış bir kitaptan bahsedeceğim. Google ‘dan çıkan bir şeyin arama temasında olması manidar olmuş ve ayrıca Google dışarıda aramanın boş olduğunu da farketmiş 🙂 Chade-Meng Tan ‘ın yazdığı bu kitabı okudum ve birçok “vay be!” (halk arasında “aha moment”, “epiphany” olarak da bilinir) anı yaşadım. Senelerdir okuduğum birçok kitap ve bunların yazarları ile takıldığım spiritüel adamların hepsi oradaydı. Ben de gereksiz işlerle uğraşıyorum diye hayıflanırken başkalarının da olduğunu bilmek sayesinde rahatladım. Lafı uzatmadan önce yazardan, sonra birazcık da kitabın içeriğinden bahsedeyim.

ChadeMengTan&ObamaChade-Meng Tan 107 numaralı (ilklerden yani) Google mühendisi olarak çalışırken kendini içinde aramaya başlamış. Meng Tan Google şirketinde 2007 yılından beri bireysel mutluluğu ve berraklığı arttıran eğitim ve seminerler vermeye devam ediyor. Google firması onu mühendislikten daha faydalı olduğu bu işe vakfederek İnsan Olanakları Bölümü ‘nde (bizde genelde İK olarak bilinen) değerlendirmeye ve Google ‘ın Gülen ve İyi Adamı (Jolly Good Fellow) ünvanı ile onurlandırmaya karar vermişler. İşte Meng Tan ‘ın Obama ile çekilmiş bir fotoğrafı. Bu fotoğrafı sitesinde http://chademeng.com/Meng at 37, the Chinese guy, not the black guy” olarak etiketlemiş 🙂

Kitap önce bireysel boyutta açılış yapıyor ve diyor ki “Bir Mühendis Bile Duygusal Zeka İle Gelişebilir”. Duygusal zekayı geliştirmek açısından bir araç olarak da Doğu aleminde iki bin yıldır bilinen, son yarım yüzyılda da yavaş yavaş Batı alemine ve hatta bilimsel dünyaya nüfuz eden Meditasyon ‘u öğretiyor. Berrak ve net bir dikkat/farkındalık elde edebilmenin mutluluğun temeli, mutluluğun ise beynin doğal hali olduğunu mühendisleri ürkütmemek için bilimsel jargon ile açıklıyor. Mutluluk kendi başına yeterli olsa da yine de böyle bir insanın yan ürün olarak elde edeceği farkındalık, özgüven ve duyguları ile barış içerisinde olmaktan bahsediyor. Mutlu bir insandan yola çıkarak artık diğer insanlarla etkileşimden bahsetmeye başlıyor. Empati ve beyin tangosu mekanizmalarını açıklıyor. Sosyal açıdan başarılı olmanın ve bir topluluk içinde yaşamanın hayati bir unsuru olduğundan yola çıkarak bu çalışmaların toplamdaki yan ürün faydalarına kadar geliyor. Mesela hem itibarlı ve etkin hem de sevilen olmak gibi. Ayrıca motivasyon gibi ayağa düşmüş kavramları da doğru yerine oturtarak kendini aşan bir amacın sürdürülebilir bir bireysel ve grup enerjisi ürettiğinden bahsetmiş. Hayatta bir tek iş kitabı okursanız o da Jim Collins ‘in Good To Great ‘i olsun demesi de ilginç geldi. Bu kitaptaki Level 5 liderlik özelliğini (güçlü mesleki irade ve alçakgönüllülük) hakettiği mertebeye yükseltmesi de güzel bir hamleydi. Aklım yine tavlaya gitti 🙂

Kendi danışmanlık yolculuğumdan kısa bir değerlendirme ile yazıyı tamamlamak istiyorum. Bugüne kadar birkaç mühendislik disiplinine ek olarak psikoloji gibi sosyal bir disiplinde gezindim. Müzik, oyun ve spor gibi evrensel boyutları olan faaliyetlerim oldu. Bunun üzerine hayatın getirdiği bir çok durumdan süzülen dersleri de koydum. Ancak bunların hepsinin toplamından öğrendiğim çoğu kuru bilgiyi şimdi unutmaya çalışıyorum 🙂 İnsanın kendi içindeki asıl sermayeyi aşacak bir uğraş yok. Kendi içimize bakmadığımız sürece bütün bu dışsal faaliyetlerin getirdiği fırsatları görmemiz mümkün değil. Bunlardan yola çıkarak insanı her yerde başa koydum. Ancak strateji sahibi ve sistemli olmayı da ardından ekledim. Meng Tan’ın kitabı insan unsuruna hakettiği değeri vermeye çalışmanın bir örneği. Diğer unsurlar zaten senelerdir dikkatimizi celbediyordu. İnsan unsuru diğer şeylere göre çok karmaşık olduğu için bilimin dahi dikkatinden kaçtığı oldu, bilim kendini bilmez hale dönüştü. Yazarın iddiasına göre nasıl tıp hurafe aşamasından son iki yüzyılda bir bilime dönüştüyse, insanı insan haline getirebilecek meditasyon da zamanla bir bilime dönüşecektir. Mühendis dahi olsak ilk görevimiz kendimizi tanımaktır. Ama hardcore mühendislere bir de müjdem var. Son zamanlarda insanı veya doğayı mekanik olarak çözerek de inovasyonel fikirler bulmaya çalışanlar var. Ancak yine de kendimizi bilirsek sonunda bu nice okumaktır diyebiliriz. Okumaya da gerek yok ancak o başka bir yazının konusudur.

Not: Kitap Nil Gün tarafından çevrilmiş ve Kuraldışı yayınları tarafından Ekim 2012 ‘de yayınlanmış.